Kayyım atanması için belediyeler ellerinden geleni yaptılar

DİYARBAKIR-İçişleri Bakanlığı tarafından Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile belediyelere atanan kayyımlarla ilgili değerlendirmelerde bulunan HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, prensip olarak yerelde halkın oylarıyla seçilmiş olan kişilerin görevden alınmasını tasvip etmediklerini fakat atama yapılan belediyelerin de kayyımın gelmesi için ellerinden geleni yaptıklarını ifade etti.
DİYARBAKIR-İçişleri Bakanlığı tarafından Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile belediyelere atanan kayyımlarla ilgili değerlendirmelerde bulunan HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, prensip olarak yerelde halkın oylarıyla seçilmiş olan kişilerin görevden alınmasını tasvip etmediklerini fakat atama yapılan belediyelerin de kayyımın gelmesi için ellerinden geleni yaptıklarını ifade etti.



Geçtiğimiz günler Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkanı Gültan Kışanak’ın tutuklanmasının ardından İçişleri Bakanlığı tarafından belediyeye kayyım atanmıştı.

Kayyım atamaları gündemdeki yerini korurken, konu hakkında açıklamalarda bulunan HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu ise Diyarbakır Büyükşehir Belediyesine kayyım atanacağının ayak sesleri uzun süredir duyulduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Daha önce de bazı belediyelere kayyım atanmıştı. Sanırım 30 civarında belediye şu ana kadar kayyım atanmış oldu. Bunlardan ikisi farklı partilerden; biri MHP biri AK Parti belediyesi, diğerlerinin nerdeyse tamamı DBP’li belediyeler. Prensip olarak yerelde halkın oylarıyla seçilmiş olan kişilerin görevden alınıp merkezi hükümet tarafından onların yerine atanmış kişilerin gelmesine karşıyız. Fakat normal şartlarda ve normal zamanlarda. Bugün yerlerine kayyum atanan belediyeler bu kayyımların atanması için de ellerin gelen her şeyi yaptılar.”

Yapıcıoğlu, halkın oylarıyla seçilmiş olanların halka hizmet etmesi gerekirken, belediyenin imkânlarını farklı bazı amaçlarla kullandıklarının aşikâr olduğunu belirterek sözlerine şöyle devam etti:

“Seçim dönemlerinde bir partinin bayraklarını asarken de gördük onları. Çukur siyaseti döneminde, hendek kazarken veya barikat oluşturulması için kilitli parke taşlarıyla döşeli sokaklara yeniden parke taşırken gördük. Belediye araçları aslında halkın araçlarıdır. Belediyelerin işi parasıyla, araçlarıyla halka hizmet etmek midir yoksa halkın düşüncesini, beklentilerini tamamen boşa çıkartacak, onların zıddına, tersi istikametine hareket edecek işler yapmak mıdır?”

“Halka hizmet etmeyi bırakıp tabi oldukları örgüte hizmeti öncelediler”

Kendilerine oy veren insanların yüzde 85’inin çukur siyasetini tasvip etmediğini onların da bildiğini belirten Yapıcıoğlu, “Buna rağmen ısrarla, belki de kendi iradeleri dışında, Kandil’deki savaş baronlarından gelen talimatlar doğrultusunda belediyeye ait araçlar gidip sokakları kazarsa, barikat oluşturulması için parke taşı oralara taşırsa bu işin olacağı buydu. Gerçekten halka hizmet etmeyi bırakıp tabi oldukları veya mensup oldukları örgüte hizmeti öncelediler. Bu nedenle şu anda yüzde 85-90 oy oranıyla seçilen belediye başkanlarının yerlerine kayyum atanmasına, yine yüzde 80-85 destek veren halk bile belki içten içe seviniyor ve kimse de tepki göstermiyor. Birkaç yüz bin oyla seçilmiş bir belediye başkanın yerine kayyum atanmasına tepki vermek üzere halkı sokağa çağırdıklarında, eğer 100-200 kişi sokağa iniyorsa onların oturup kendi dizlerine vurması, nasıl bu hale düştük diye düşünmesi lazım.” dedi.

“Halka hizmet etmediler tam tersine o kazdıkları çukurlara halkın başına bela açtılar”

Yapıcıoğlu, “Halkın evlerinin başlarına yıkılmasına, hayatların cehenneme dönmesine, çocukların eğitimden mahrum kalmasına, iş yerlerinin kapalı kalmasına ve evlatların ölmesine sebebiyet verdiler. O evlatların ölmesine sebebiyet verenler, birkaç ayın ardından çatışmaların, patlamaların sona ermesiyle pişkince çıkıp zafer şarkıları söylemeye başladılar. Bu çatışmadan galip çıktıklarını, AK Parti’nin kaybettiğini, Davutoğlu hükümetinin istifa ettiğini söylediler. Sanki Davutoğlu hükümeti bu çukur siyasetinden dolayı, onlara yönelik yapılan operasyonlardan dolayı, istifa etmiş gibi çok pişkince bir tavır sergilediler. Şimdi millet bunu sorguluyor. Bu milletin evladı olan ve çoğunluğu genç olan 7 bin insanın ölümü, Davutoğlu’nun başbakanlıktan istifa edip yerini Binalı Yıldırım’a bırakması için miydi? Bunlar halkın aklıyla dalga geçmektir. Çok bariz bir şekilde kaybettiler. Hem bir sürü eleman kaybettiler hem kazandıkları bir sürü mevziiyi kaybettiler hem de siyaseten kaybettiler. İşte şu anda da belediyeleri kaybediyorlar.” şeklinde konuştu.

“Kendi kazdıkları çukurların içine düştüler, gömüldüler.” diyen Yapıcıoğlu, “Şu an belki iyi günleri. Çukur siyaseti döneminde yaptıkları sorgulanıyor. Bugün halkı sokağa çağırdıklarında halk onlara; ‘Biz unutmadık, Sur’da çatışmalar başladığında devleti buraya sokmayacağız diyordunuz. Biz burayı terk etmek istediğimizde bize engel oldunuz. En son kadınları, çocukları, yaşlıları buradan çıkarmaya çalıştığımızda yine bize izin vermediniz. Çıkabilenlere, eşyalarını götürmelerine izin vermediniz ve bizi tehdit ettiniz, dediniz ki buradan çıkarsanız bir daha buraya dönmenize izin vermeyeceğiz.’ tehditlerini hatırlatıyor. Neydi amaçları? Daha fazla sayıda çocuk ve yaşlı ölürse propaganda yapacaklardı.”

“Bu millet yeterince acı çekti, yeterince bedel ödedi”

“Türkiye’yi dış dünyada zor durumda bırakmak için kendi yaşadığı şehirleri viraneye çevirmeye ve binlerce elemanını toprağın altına gömmeye dünden razılardı.” diyen Yapıcıoğlu, son olarak şunları ifade etti:

“Peki, biz de soruyoruz, siz bundan ne kazandınız? Sizin kazancınız ne olacak? Yani Türkiye uluslararası arenada zor durumda kalsın diye bu millete bu kadar acı çektirmeye değer miydi? Sonuçta ne kazandınız? Hiçbir kazanç yok. Külliyen bir kayıp… Her tarafta her yönden kaybettiler. Ama halen daha, çok büyük bir başarı kazanmışlar gibi zafer şarkıları söylemeye, kendi kendilerini kandırmaya devam ediyorlar. Bu millete de çağrımdır, onlar kendi kendilerini kandırmaya devam etsinler, fakat siz artık aldanmayın, sizi aldatamasınlar. Eğer sizi aldatmaya devam ederlerse benzer sıkıntıların benzer yıkımların tekrar yaşanması mümkün olabilecektir. Bu millet yeterince acı çekti, yeterince bedel ödedi. Can verdi, üstüne mal da verdi. Artık bu millet huzur istiyor; çatışma, kan, gözyaşı istemiyor. Kim bu milletin başına benzer sıkıntılar, benzer badireler açarsa eninde sonunda bu milletten çok güçlü bir tokat yiyecektir.”

İLKHA

Hiç yorum yok

*Yorumlama Biçimi kısmından "Anonim"i seçerek kolayca yorum yapabilirsiniz.
*Küfür, hakaret vb. içeren yorumlar yayınlanmamaktadır.
*Yorumunuz editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanacaktır...

Blogger tarafından desteklenmektedir.