Dicle Üniversitesinde Yeryüzünde Yürüyen Ayet Tesettür programı

Dicle Üniversitesinde Yeryüzünde Yürüyen Ayet Tesettür programı
DİYARBAKIR-Bilgi ve Erdem Topluluğu tarafından Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Konferans Salonunda 'Yeryüzünde Yürüyen Ayet Tesettür' adlı programda konuşan Tesettür Seferberliği Platformu (TESSEP) Genel Koordinatörü Aynur Sülün, insanoğlunun ruhsal ihtiyaçlarını karşılamanın maddi ihtiyaçlarını karşılamaktan daha önemli olduğunu söyledi.

İnsanoğlunun dünyaya ilk geldiğinde ruhsal ihtiyacını annenin bünyesinde aldığı şefkat olduğuna dikkat çeken Sülün, insanoğlu bu şefkat ihtiyacını alamadığında bir boşluğa düşüp ruhsal problemlerin meydana geleceğine işaret etti.

İnsanoğlunun sadece maddi cisme ihtiyacı olmadığını belirten Sülün, "İnsanoğlunun sadece maddi cisme ait ihtiyaçları yoktur. İnsanoğlunun dünyaya gelir gelmez ruhsal birtakım ihtiyaçlarıyla beraber dünyaya gelir. Bu ruhsal ihtiyaçları karşılamak onun maddi ihtiyaçlarını karşılamaktan çok daha öndedir. İşe ilk olarak dünyaya geldiğinde ruhsal ihtiyacı annenin bünyesinde bulunan şefkattir. Ondan doya doya beslenmesi gerekir. Eğer ki doya doya şefkatten beslenemez ise o ruhsal açlığı hayatı boyunca giderilemez. İçerisinde devamlı bir boşluk duygusu yaşar. Annesine bağlanamadığı için Allah'ın rahmeti olan anne şefkati kendisine aktarılmadığı için kendisinde bir takım ruhsal problemler meydana gelir. Bugün bağımlı olan gençlere, birtakım ahlaksızlıkların ardına düşen gençlere baktığımızda, onların hayat hikâyelerini dinlediğimizde annelerinin şefkatinden yeterince nasiplerini almadıklarını görüyoruz." dedi.

"Özgürlük ve eşitlik maddeleriyle kadındaki hayâyı çaldılar"

Kadını ifsat edenlerin özgürlük ve eşitlik maddeleriyle kadındaki hayâyı çaldıklarını belirten Sülün, kadını ekonomik varlık haline getirdiklerini dile getirdi.

Allah'ın kadına yoğun bir şekilde hayâ perdesini verdiği belirten Sülün, "Allah-u Teâlâ kadına hayâ perdesini yoğun bir şekilde verdi. Bir koruyucu, bir kuşatıcı olarak kadına bahşetti ki kadın ifsat olunmasın. Kadın ifsat olduğunda aile ifsat olur. Aile ifsat olduğunda toplum ifsat olur. Çünkü erkeği yetiştiren, kadını da yetiştiren yine kadındır. Onun için bugün kadını ifsat edenler kadındaki hayâyı çaldılar. Özgürlük ve eşitlik maddeleriyle çaldılar. Bu konuda sahtekârlık yaptılar. Bu maddeler üzerinden kadındaki hayâyı çalıp onu birer ekonomik varlığa indirgemeye çalıştılar. Bu konuda ciddi bir kesim yetişiyor. Ve bu yetişen kesimler batı toplumlarını zehirliyor ve batı toplumunda 30-40 yıl içerisinde kadın hakları adına kadında tüm hayâ iffet sadakat duygularını çalan ve her türlü ahlaksızlığı özgürlük olarak dayatan bir kesim yetişiyor. İslam uygarlıklarına baktığımız zaman hiç bu dönemdeki zaman batıdaki gibi aile içi şiddetin boşanmaların, tacizlerin tecavüzlerin, kadınların sömürülmesinin olduğunu göremiyoruz. Çünkü kadına gerçek değeri, olması gereken değeri İslam vermiştir. İslam fıtratı göz önünde bulundurarak değerlendirir. İslam ölçülerinde, prensiplerinde insanın tabiatındaki özellikleri göz önünde bulundurur. Bunlar kadının tabiatını göz önünde bulundurmadı, bunlar kadının tabiatını tarumar etme adına yola çıktılar." ifadelerini kullandı.

İLKHA

Hiç yorum yok

*Yorumlama Biçimi kısmından "Anonim"i seçerek kolayca yorum yapabilirsiniz.
*Küfür, hakaret vb. içeren yorumlar yayınlanmamaktadır.
*Yorumunuz editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanacaktır...

Blogger tarafından desteklenmektedir.